Kimine göre aşk, sadakat ve güvenin adıdır.
"Love means never having to say you're sorry" lafını Love Story filminden hatırlıyorsunuz değil mi?
Kimine göre aşk, eşine çaktırmadan sevdiğiniz kişiyle geçirdiğiniz zamandır. Bazıları buna 'ihanet' adını verir, ama siz ne olduğunu bilirsiniz: Love is every second we steal.
Adınız Johann Wolfgang von Göthe ise
"Sizi seviyorsam bundan size ne Madam?"
bile diyebilirsiniz.
Aşkınızı dışa vurduğunuzda bunun tehlikeli sonuçları olabilir çünkü.
İşte size tarihi bir dedikodu:
Göthe, Düşes Anna Amalia'ya aşıktı. Düşes de ona karşı boş değildi. 1786'da bu gizli ilişki açığa çıktığında, Göthe can korkusuyla İtalya'ya kaçtı ve 1788'e kadar Almanya'ya dönemedi. Vatana dönüşünün bedeli, aşkından vazgeçmek olmuştu.
Eskiden (çocukken falan yani) sevdiğimiz kişiye gidip duygularımızı açamıyorduk. Tamamıyla utangaçlıktan ve çekingenlikten. Reddedilip rezil olma korkusu da cabası.
Sonra devir değişti ve 'duygularımızı dürüstçe açıklamanın' iyi bir şey olduğunu ve hatta sevdiğimiz kişinin 'sevildiğini bilmeye' hakkı olduğunu yazıp söylemeye başladılar.
Açıklık, dürüstlük, glasnost ve perestroyka.. (Son iki kelime bu cümleye nasıl girebildiler, inanın farkında değilim)
Yaş ilerledikçe farketmeye başladık ki "Seni seviyorum" demek bizim değil ama bu lafı söylediğimiz kişinin kafasını karıştırıp hayatını altüst edebiliyormuş.
(Şimdi Göthe'yi anlamaya başladık mı? Güzel! "Ignorance is bliss" lafının anlamı ve sevdiğiniz kişiyi özgür kılmak için çenenizi niçin kapalı tutmanız gerektiği üzerinde düşünmeye başlayabilirsiniz artık)
Açıklığın da fazlası zarar.
Glasnost ve perestroyka derken koskoca Sovyetler Birliği yıkılıp gitmişti yahu!