Şarkıcı ve müzisyen milleti hep bunalımlı olacak, hep depresif ve melankolik konuları işleyecek değil ya? Bazen de "Ben çok mutluyum..Hayat çok güzel..Lay Lay Lom.." tarzı şarkılar yapılır. "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" sorusuna
"Yaparız abi! Yalnız bu akşama yetişmez, sen yarın bir uğra.." cevabını veren Al Bano oturmuş ve Felicita şarkısını yazmıştır.
Şimdi tabii burada bir kaç tane yanlış anlama var:
Birincisi, sorunun muhatabı Abidin Dino. Al Bano değil ki?
İkincisi, yapılması istenen şey bir resim, şarkı değil zaten.
Ama adam İtalyan, yani çok konuşup az dinleyen bir insan cinsi. Bir de tabii yabancı dilde iletişim kurmak ince iştir. Nüanslara dikkat etmezseniz, yanlış anlamalar kaçınılmazdır.
Şimdi tam burada filmi durdurup araya parça giriyoruz:
Amerikalı film oyuncusu Tyrone Power'ın kızı Romina Power bir film çekimi sırasında İtalyan şarkıcı Albano Carrisi ile tanışır ve Temmuz 1970'te evlenirler.
Amerikalı kadınların 'daha kibar ve duyarlı' olduklarını düşündükleri için bir Fransız veya İtalyan erkeğiyle evlenmek (ya da diyelim ki bir ilişki yaşamak) hayalleri olur bazen. Bu da bambaşka bir inceleme konusudur. Olay genellikle hüsranla sonuçlansa da izleyenler açısından 'komedi filmi' tadında senaryolar yaşanır o durumlarda.
Benim bir Amerikalı arkadaşım vardı, "Duyarlı bir erkek arıyorum. Mesela hamburgerin yanında hangi şarabı içeceğini bilen biri olmalı.." demişti. "Hamburgerin yanında şarap içilir mi yahu?" diye sordum "Ben de örnek vermek için söyledim zaten.." dedi.
İlerleyen aylarda Amerikalı kocasını boşadıktan sonra Internetten tanıştığı bir İsviçreliyle evlendi. Fransız bulamamıştı ama anadili Fransızca olan bir koca bulmuştu işte. (Tuvalet kağıdı kalmadı, zımpara kağıdı verelim meselesi) Gelgelelim işler umduğu gibi gitmedi. Kocası gezmekten tozmaktan hoşlanmıyordu, şaraptan hiç anlamıyordu ve dahası evliliklerinin ikinci ayı dolmadan artık 'kardeş' olmuşlar ve güreş müsabakalarını süresiz askıya almışlardı. Arkadaşımdan en son haber aldığımda ikinci evliliği devam etmekle birlikte, evli bir İngiliz centilmeniyle Londra-Cenevre ekseninde halı saha maçlarına çıkıyordu. (Bu öykü tamamen gerçektir.)
Kıssadan hisse: Dünya ne kadar globalleşirse globalleşsin, Anglo-Saksonlar daima kendine yontar ve kadınların 'duyarlı erkek' dedikleri de genellikle 'parası daha bol erkek' anlamına gelir.